Caligula, Roma İmparatorluğu'nun üçüncü imparatoru olarak yalnızca dört yıl hüküm sürdü, ama adı yirmi yüzyıldır zorbalığın ve çılgınlığın simgesi olarak anılıyor. Onunla ilgili anlatıların bir kısmı çağdaş tanıkların kayıtlarına dayanıyor, önemli bir kısmıysa ölümünden sonra düşmanlarının kaleme aldığı, abartıyla harmanlanmış hikayelerden geliyor. Gerçekle söylentiyi ayırmak, elimizdeki kaynakların hangi koşullarda yazıldığını bilmeyi gerektiriyor.

Onun hükümdarlığı hakkında bildiklerimizin büyük bölümü, olaylardan yaklaşık seksen yıl sonra yazan tarihçi Suetonius'un On İki Sezar'ın Yaşamı adlı eserine dayanıyor. Suetonius saray dedikodularını ve doğrulanmış olayları aynı sayfada yan yana koyar; bu yüzden onun anlattıklarını okurken hangi bilginin kanıta, hangisinin söylentiye dayandığını sürekli sorgulamak gerekir.
Sevilen Bir Ailenin Çocuğu
Gaius Julius Caesar Germanicus, MS 12 yılında, bugünkü Anzio yakınlarındaki Antium'da doğdu. Julio-Claudius Hanedanı'nın merkezindeki bir aileden geliyordu: babası, Roma'nın en sevilen generallerinden Germanicus; annesi, ilk imparator Augustus'un torunu Agrippina the Elder. Bu soy, ona daha çocukken tahtın çok yakınında bir yer verdi.
Babası Germanicus, Ren nehri sınırındaki lejyonların komutasını üstlendiğinde iki yaşındaki Gaius'u da kampa götürdü. Çocuğa askerlerin diktirdiği minyatür bir üniforma ve küçük asker çizmeleri giydirildi. Lejyonerler ona sevgiyle "küçük çizme" anlamına gelen Caligula lakabını taktılar. İronik olan şu ki, imparator bu takma adı hiç sevmedi; bugün onu bu adla anmamız, ordunun bir şaka olarak taktığı lakabın tarihe kazınmasından ibaret.
Ailenin bu popülerliği aynı zamanda bir tehlike kaynağıydı. MS 19 yılının sonbaharında Germanicus, doğu eyaletlerindeki bir görev sırasında Antakya'da hastalanarak öldü. Zehirlendiği yönünde söylentiler hızla yayıldı ve Agrippina, kocasının ölümünün arkasında İmparator Tiberius'un olduğuna inandı. Kaynaklarda somut kanıt yoktur, ama bu şüphe Agrippina ile Tiberius arasında onarılmaz bir düşmanlık yarattı.
Tiberius'un Gölgesinde Hayatta Kalmak
Gerilim MS 29 yılında Agrippina'nın Pandateria adasına sürgün edilmesiyle patladı. Suetonius'a göre orada o kadar sert muamele gördü ki bir gözünü kaybetti; sürgünden dönemedi ve MS 33'te açlıktan öldü. Caligula'nın iki ağabeyi Nero ile Drusus da devlet düşmanı ilan edildi ve ikisi de tutsaklıkta hayatını yitirdi. Yirmili yaşlarının başındaki genç Gaius, ailesinin neredeyse tamamının tahta yakınlıkları yüzünden yok edildiğini gördü.

Tiberius, Caligula'yı Napoli Körfezi'ndeki Capri adasındaki inzivasına çağırdı. Bu bir koruma değil, gözetim altında tutma hareketiydi; genç adam esasen rehineydi. Caligula, en ufak bir öfke ya da yas belirtisinin kendisini annesiyle kardeşlerinin kaderine sürükleyebileceğini biliyordu. Suetonius, onun "ailesinin başına gelenleri hiç yaşanmamış gibi karşıladığını" yazar. Bu soğukkanlı maske, onun bir tür hayatta kalma stratejisiydi ve bu deneyimin, bu sinir bozucu hayatta kalma mücadelesinin, onun karakterini derinden biçimlendirdiği düşünülür.
Bu yıllarda Praetorian Muhafızları'nın komutanı Naevius Sutorius Macro ile kurduğu yakınlık belirleyici oldu. Macro, geleceğin muhtemel imparatoruna yatırım yaparcasına Caligula'yı destekledi ve Tiberius'u onun sadık olduğuna ikna etti. Yaşlı imparator sonunda Caligula'yı senatör Marcus Junius Silanus'un kızı Junia Claudilla ile evlendirdi; yine de ona hiçbir zaman tam güvenmedi ve yedi yıl boyunca Capri'de yakınında tuttu.
Beklenmedik Bir Taht
Tiberius'un Caligula'yı halefi olarak gördüğü söylenemez. Aksine, öz torunu Tiberius Gemellus'u daha uygun buluyordu. Suetonius'a göre imparatorun astrolog danışmanı Thrasyllus, Caligula'nın tahta çıkma olasılığını, "bir atla Baiae Körfezi'ni geçme" olasılığı kadar düşük görüyordu. Bu benzetme sonradan tuhaf bir biçimde anlamlı çıktı: Caligula imparator olduktan sonra, Baiae Körfezi'nde tekneleri yan yana bağlayarak devasa bir yüzer köprü kurdurdu ve zırhıyla atının üzerinde bu köprünün üzerinden geçti; çoğu yorumcu bunu Thrasyllus'un kehanetine meydan okuyan bir gösteri olarak okur.
Tiberius MS 37'de öldüğünde Caligula, kaderin en beklenmedik dönüşlerinden biriyle tahta çıktı. İlk aylarında halk onu coşkuyla karşıladı: sürgündekilere af çıkardı, ağır vergileri hafifletti, gladyatör oyunları ve halka açık şölenler düzenledi. Sevilen Germanicus'un oğlu olarak Roma için yeni bir başlangıç gibi görünüyordu.
Efsane ile Kayıt Arasındaki Zorba
Bu iyimser dönem uzun sürmedi. MS 37'nin sonunda ağır bir hastalık geçirdi; kaynaklar iyileştikten sonra davranışlarının belirgin biçimde değiştiğini aktarır. Bundan sonra imparatorun gerçek yüzü ortaya çıktı: siyasi infazlar, servet müsaderesi ve senatoyu aşağılayan davranışlar ardı ardına geldi. Suetonius, onun idam edilenlerin acı çekişini izlemekten hoşlandığını yazar. Bu tür anlatıların ne kadarının gerçek, ne kadarının düşmanlarının abartısı olduğu bugün hâlâ tartışılıyor.
En çok tekrarlanan hikaye, Caligula'nın en sevdiği yarış atı Incitatus'a mermer bir ahır, fildişi bir yemlik yaptırması ve atı konsül yapmayı planladığının söylenmesidir. Modern tarihçilerin çoğu bunu, imparatorun senatoyu ne kadar hor gördüğünü göstermek için anlatılan alaycı bir hikaye olarak değerlendiriyor; yani atın gerçekten makam sahibi olması değil, Caligula'nın "bir at bile sizden daha iyi senatör olur" mesajı öne çıkıyor. Kendini yaşayan bir tanrı ilan etmesi ve halka açık tapınma talep etmesiyse daha güvenilir biçimde kayıtlıdır.
Bu zorbalık, mutlak gücün insan üzerindeki üzerindeki yıkıcı etkilerini gösteren erken bir örnek olarak sık sık anılır. Caligula'nın figürü, sonraki kuşaklara da miras kaldı; günümüz popüler kültüründeki dengesiz ve sadist hükümdar tiplemelerinin, örneğin bazı televizyon dizilerindeki genç ve acımasız kral karakterlerinin arkasında onun gölgesi görülür.
Bir Suikastla Biten Dört Yıl
Caligula'nın sonu, hükümdarlığı kadar sertti. MS 41 yılının 24 Ocak günü, kişisel olarak aşağıladığı Praetorian subayı Cassius Chaerea'nın önderliğindeki bir grup muhafız tarafından bir tiyatro geçidinde öldürüldü. Suikastçılar aynı gün karısı Caesonia'yı ve küçük kızını da öldürdü. Böylece Roma tarihinde bir imparator ilk kez kendi koruma birliği tarafından katledilmiş oldu; bu olay, muhafızların taht üzerindeki gücünün ne kadar tehlikeli biçimde arttığının da işaretiydi.

Onun ölümünden sonra Praetorianlar, sarayda saklanan amcası Claudius'u imparator ilan etti. Böylece, çılgınlığıyla tarihe geçen bir dönem, akademik ilgisiyle bilinen bir başka Julio-Claudius üyesine yol açtı.
Sık Sorulan Sorular
Caligula ne zaman hüküm sürdü?
MS 37 yılından MS 41 yılına kadar, yaklaşık dört yıl imparatorluk yaptı. Kısa süresine rağmen, Roma'nın erken imparatorluk döneminin en tartışmalı figürlerinden biri olarak kaldı.
"Caligula" adı nereden geliyor?
Çocukken babası Germanicus'un askeri kampında dolaşırken giydiği küçük asker çizmelerinden. Lejyonerlerin taktığı bu lakap Latincede "küçük çizme" anlamına gelir; imparatorun kendisi bu adı hiç benimsemedi.
Atını konsül yaptığı doğru mu?
Kesin değil. Antik kaynaklar atı Incitatus için lüks bir ahır yaptırdığını ve onu konsül yapmayı düşündüğünü aktarır; ancak birçok tarihçi bunu, Caligula'nın senatoyu küçümsemesini anlatan alaycı bir hikaye olarak yorumlar.
Caligula'nın hikayesini okurken asıl mesele, ona kaç çılgınlık atfedildiği değil, bu anlatıların hangi kaynaktan geldiğini ayırt edebilmek. Suetonius ve sonraki tarihçiler, onu deviren düzenin kazandığı bir dünyada yazdılar; dolayısıyla elimizdeki portre, kısmen gerçek bir zorbanın, kısmen de galip gelenlerin hafızasının ürünü. Bugün onu "ilk çılgın imparator" olarak anmamız, tam da bu iki katmanın birbirinden hiçbir zaman tümüyle ayrılamamasından kaynaklanıyor.
Kaynaklar ve doğrulama
Bilgileri uygulamadan önce güncel ayrıntıları aşağıdaki birincil veya alan otoritesi kaynaklardan kontrol edin.

Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!