Evrenin sonsuza kadar süreceği fikri huzur verici olabilir, ama fizik başka bir tablo çiziyor. Termodinamiğin ikinci yasası, kapalı bir sistemde düzensizliğin (entropinin) hep arttığını söyler; evren de bildiğimiz en büyük kapalı sistem. Bu yüzden gökbilimciler artık "evren sona erecek mi" değil, "nasıl ve hangi zaman ölçeğinde sona erecek" sorusuyla uğraşıyor.
Fizikçiler Fred Adams ve Gregory Laughlin 1997 tarihli The Five Ages of the Universe çalışmasında bu geleceği beş büyük çağa ayırdı. Her çağ, öncekinden akıl almaz derecede uzun sürüyor ve evreni bugünkü ışıklı halinden giderek soğuyan bir boşluğa taşıyor. Bu tabloyu anlamak, kozmik varoluşumuza farklı bir bakış açısı katıyor.

Genişleyen Evren ve Karanlık Enerjinin Rolü
Evren yaklaşık 13,8 milyar yıl önce Büyük Patlama ile başladı ve o günden beri genişliyor. 1929'da Edwin Hubble, uzak galaksilerin bizden uzaklaştığını ve uzaklaştıkça daha hızlı gittiğini ölçtü. Genişleme başlangıçta maddenin kütleçekimi yüzünden yavaşlıyordu.
1998'de iki bağımsız süpernova ekibi beklenmedik bir şey buldu: genişleme yavaşlamıyor, hızlanıyordu. Bu keşif Saul Perlmutter, Brian Schmidt ve Adam Riess'e 2011 Nobel Fizik Ödülü'nü kazandırdı. Hızlanmadan sorumlu tutulan güç karanlık enerji. Karanlık enerji, evrenin toplam enerji bütçesinin yaklaşık yüzde 68'ini oluşturuyor ve galaksileri birbirinden giderek daha hızlı ayırıyor.
Sonucu somut: yeterince uzaktaki galaksilerden gelen ışık, bir gün bize hiç ulaşamayacak. Yaklaşık 100 milyar yıl içinde, Samanyolu ve ona kütleçekimiyle bağlı yakın komşuları dışındaki her şey ufkun ötesine geçmiş olacak. O çağda bir gökbilimci gökyüzüne baksa, evrenin genişlediğine dair hiçbir kanıt göremeyecek; kozmik geçmişin bu kısmı fiziksel olarak silinmiş olacak.
Yıldızların Sönüşü: Işıklı Çağın Sonu
Şu an yaşadığımız dönem, Adams ve Laughlin'in "yıldızlı çağ" dediği evre. Yıldızlar, galaksilerdeki gaz ve toz bulutlarının kütleçekimle çökmesiyle doğuyor. Ama bu hammadde sınırlı. Her yeni yıldız kuşağıyla gazın bir kısmı kalıcı olarak kilitleniyor ve yeni yıldız yapımı zorlaşıyor.
Kabaca 100 trilyon yıl içinde galaksiler serbest gazını tüketecek ve yeni yıldız oluşumu duracak. Yıldızların ömrü kütlelerine göre çarpıcı biçimde değişiyor. Güneş'ten çok daha ağır yıldızlar yakıtlarını birkaç milyon yılda bitirip süpernova olarak patlar; geriye nötron yıldızları ya da kara delikler bırakır. Güneş gibi orta boy yıldızlar milyarlarca yıl parlayıp kırmızı deve dönüşür, sonra dış katmanlarını atarak beyaz cüce olur.
En dayanıklı olanlar kırmızı cüceler. Kütleleri Güneş'in onda biri kadar olan bu yıldızlar hidrojenlerini o kadar yavaş yakar ki 10 trilyon yıldan uzun süre parlar. Ama onlar bile eninde sonunda sönecek. Işık üreten son yıldız karardığında evren aydınlık dönemini geride bırakmış olacak.
Evrenin bugünkü yaşı 13,8 milyar yıl; oysa son kırmızı cücenin sönmesi için 100 trilyon yıldan uzun bir süre gerekiyor. Yani evren şu an ömrünün yalnızca ilk yüzde milyarlık diliminde.
Dejenere Çağ ve Kara Deliklerin Egemenliği
Yıldızlar sönünce evren "dejenere çağa" girecek. Bu dönemde sahneye beyaz cüceler, nötron yıldızları ve kara delikler hakim olacak; hiçbiri artık füzyonla enerji üretmiyor. Karanlık enerji galaksi kümelerini çoktan dağıttığı için her kalıntı, kendi karanlık bölgesinde tek başına kalacak.

Bazı büyük birleşik teori modelleri, protonların bile sonsuza dek kararlı olmadığını, çok uzun ölçeklerde bozunabileceğini öngörüyor. Bu henüz gözlenmiş değil; Japonya'daki Super-Kamiokande dedektörü yıllardır proton bozunumu arıyor ama henüz bir örnek yakalayamadı. Eğer gerçekleşiyorsa süreç 10^34 yıl kadar uzun sürebilir. O zaman beyaz cüceler ve nötron yıldızları da dahil sıradan maddenin neredeyse tamamı yavaşça buharlaşacak.
Geriye evrenin en dirençli yapıları kalacak: kara delikler. Kütleçekimini kimse bozamadığı için onlar en son ayakta kalanlar olacak. Ama Stephen Hawking'in 1974'te öne sürdüğü gibi kara delikler bile ölümsüz değil. Olay ufkunun hemen dışında oluşan parçacık çiftleri nedeniyle çok zayıf bir ışıma yayarlar; buna Hawking radyasyonu deniyor. Bu ışıma yüzünden kara delikler on milyarlarca yıl boyunca değil, adı bile zor telaffuz edilen zaman ölçeklerinde kütle kaybeder.
Süreç kütleyle ölçekleniyor: Güneş kütlesinde bir kara delik yaklaşık 10^67 yılda buharlaşırken, galaksi merkezlerindeki süper kütleli kara delikler için bu süre 10^100 yıla dayanabilir. Bu kavramları daha derinlemesine anlatan teorileri gökbilimciler bugün gözlemlerle sınamaya çalışıyor.
Karanlık Çağ: Geriye Ne Kalır?
Son kara delik de buharlaştığında evren "karanlık çağa" girer. Ortada yıldız, gezegen ya da atom kalmaz; yalnızca son derece seyrek fotonlar, nötrinolar ve belki serbest elektronlar ile pozitronlar dolaşır. Bu parçacıklar o kadar birbirinden uzaktır ki karşılaşıp etkileşmeleri neredeyse imkânsız hale gelir.
Bu sona sıklıkla "ısı ölümü" deniyor. İsim yanıltıcı: burada sıcaklık değil, işe yarar enerji farkı biter. Entropi mümkün olan en yüksek değerine ulaşır ve evren mutlak sıfıra yaklaşan tek düze bir dengeye oturur. Hiçbir yerde bir kısım diğerinden daha sıcak olmadığı için iş yapabilecek hiçbir akış kalmaz. Yıldız da doğmaz, düşünce de üretilmez.
Mevcut gözlemler, alternatif senaryo olan "Büyük Çöküş"ün (Big Crunch) olası görünmediğini söylüyor. Genişlemeyi tersine çevirip evreni tek bir noktada toplayacak kadar madde yok; karanlık enerjinin varlığı tam tersine sürekli genişlemeye işaret ediyor. Yani en olası final, çarpma değil, yavaş bir sönme.
- Yıldızlı çağ: Şu an içinde bulunduğumuz, yıldızların doğup parladığı aydınlık dönem; kabaca 100 trilyon yıl sürecek.
- Dejenere çağ: Yıldızların yerini beyaz cüceler, nötron yıldızları ve kara deliklerin aldığı, füzyonsuz dönem.
- Kara delik çağı: Sıradan madde bozunduktan sonra yalnızca kara deliklerin ayakta kaldığı, Hawking radyasyonuyla süren evre.
- Karanlık çağ: Kara delikler bile buharlaştıktan sonra geriye kalan, seyrek fotonlar ve atom altı parçacıkların dolaştığı nihai boşluk.
Sık Sorulan Sorular
Evrenin sonu ne zaman gelecek?
Kademeli bir süreç. Yıldız oluşumu yaklaşık 100 trilyon yıl içinde duracak, sıradan madde 10^34 yıl civarında bozunabilecek, en büyük kara deliklerin buharlaşması ise 10^100 yıla dek uzayacak. Bu ölçeklerin yanında evrenin bugünkü yaşı ihmal edilebilir kadar kısa.

Karanlık enerji sonu nasıl belirliyor?
Genişlemeyi hızlandırarak galaksileri birbirinden koparıyor. Bu yüzden evren toplanıp çökmek yerine seyrekleşip soğuyacak; ısı ölümü senaryosunu olası kılan da bu.
Kara delikler gerçekten ölecek mi?
Evet. Hawking radyasyonu nedeniyle kütle kaybederler. Süreç akıl almaz derecede yavaştır ama sonludur; sonunda en büyük kara delikler bile buharlaşır.
Bu tablo karamsar görünse de, ölçekleri düşününce farklı bir anlam kazanıyor. Evren ışıklı çağının daha en başında; yıldızlar milyarlarca yıl daha parlayacak, yeni gezegenler ve belki yeni yaşamlar doğacak. Kozmik geleceğin nasıl bittiğini bilmek, içinde bulunduğumuz aydınlık dönemin ne kadar ender ve geçici olduğunu görmemizi sağlıyor.
Bir sonraki keşif bu resmi değiştirebilir: karanlık enerjinin zamanla zayıfladığına dair veriler ortaya çıkarsa senaryo yeniden yazılabilir. Şimdilik en sağlam bilgi şu; evren bir gün soğuyup sessizleşecek, ama bunu yaparken önce bugün gökyüzünde gördüğümüz her şeyi mümkün kılan uzun bir aydınlık dönemden geçiyor.
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!