Zihninde olmayan bir şeyi canlandırmak, bir fincanı boşken içiyormuş gibi yapmak ya da bir çubuğu kılıç sanmak uzun süre yalnızca insana ait bir yetenek sayıldı. Johns Hopkins Üniversitesi'nde yürütülen bir çalışma bu kabulü sarstı: Kanzi adında 43 yaşındaki bir bonobo, hayali nesnelerle kurulan oyunları şaşırtıcı bir tutarlılıkla takip edebildi.
İnsana özgü sanılan bir yetenek
Hayal gücü, bilişsel esnekliğin en zor ölçülen göstergelerinden biri. Bir şeyi "yokken varmış gibi" düşünmek, zihnin o anki gerçeklikten kopup alternatif bir sahne kurabilmesini gerektirir. İnsan çocukları bu beceriyi genellikle iki yaş civarında sergilemeye başlar. Hatta daha küçük bebeklerde bile ilk izleri görülür: boş bir fincandan içiyormuş gibi yapan birine 15 aylık bir bebek şaşkınlıkla tepki verebilir, çünkü fincanın boş olduğunu ve yapılan şeyin bir taklit olduğunu kavrar.
Hayvanlarda benzer davranışlara dair dağınık gözlemler vardı ama kontrollü test eksikti. Doğada genç dişi şempanzelerin sopaları bebek taşır gibi taşıdığı görülmüştü. Esaret altındaki bir şempanzenin gerçek tahta bloklarla oynadıktan sonra hayali blokları yerde sürüklediği kaydedilmişti. Bu anekdotlar bir şeye işaret ediyordu, ama bilimsel bir düzenekle sınanmamıştı.

Kanzi neden seçildi?
Christopher Krupenye ve Amalia Bastos, çocukların çay partisi oyunlarını temel alan deneyler tasarladı. Kanzi ideal bir denekti: Ape Initiative'de yaşayan, daha önce taklit davranışları sergilediği bildirilen ve sözlü komutlara işaret ederek yanıt verebilen bir bonobo. Bu iletişim becerisi, deneyin sorularını anlamasını ve yanıtını gözlemlenebilir biçimde vermesini mümkün kıldı.
Kanzi, bilim dünyasında yeni bir isim değil. Onlarca yıl boyunca üzerinde sembol temelli iletişim çalışmaları yürütüldü; tuşlarında soyut simgeler bulunan bir "lexigram" tahtasını kullanarak yüzlerce kavramı işaret edebildiği, hatta konuşulan İngilizceyi belli ölçüde anladığı belgelendi. Bu geçmiş, onu hayal gücü deneyi için özellikle uygun kılıyordu, çünkü deneycinin niyetini ve oyunun kurgusunu kavrayabilecek bir zihinsel altyapıya sahipti. Aynı geçmiş, sonuçları yorumlarken temkinli olmayı da gerektiriyor: Kanzi tipik bir yabani bonobo değil, insan iletişimine olağandışı ölçüde aşina bir birey.
Her testte Kanzi bir deneyciyle masanın karşılıklı taraflarına oturuyordu. Masada boş bardaklar, sürahiler, kaseler ve kavanozlar vardı. Düzenek, neşeli ve etkileşimli bir sosyal etkinliği andırıyordu; böylece Kanzi'nin doğal ilgisi teşvik edildi.
Meyve suyu nerede?
İlk deneyde iki boş şeffaf bardağın yanında boş bir şeffaf sürahi duruyordu. Deneyci her iki bardağa da hayali meyve suyu doldurur gibi yaptı, sonra bir bardaktakini döker gibi davranarak onun "boşaldığını" gösterdi. Ardından "Meyve suyu nerede?" diye sordu. Kanzi çoğu kez hâlâ hayali suyu içerdiği varsayılan bardağı işaret etti. Bardakların yerleri değiştirildiğinde bile hayali nesnenin konumunu tutarlı biçimde takip etti.

Kritik soru şuydu: Kanzi gerçekten bardakta su olduğunu mu sanıyordu, yoksa hayali olduğunu bilerek mi oynuyordu? Bunu ayırt etmek için ikinci bir test yapıldı. Bir bardakta gerçek meyve suyu, diğerinde hayali meyve suyu vardı. Kanzi'ye hangisini istediği sorulduğunda neredeyse her seferinde gerçek olanı seçti. Bu, hayali nesnenin varlığını takip ederken aynı zamanda onun gerçek olmadığını da bildiğini gösteriyor; insan dışı türlerde nadir görülen bir ayrım.
Üçüncü deney aynı mantıkla üzümlerle kuruldu. Deneyci boş bir kaptan üzüm yer gibi yaptı, sonra üzümü iki kavanozdan birine koydu ve birini boşalttı. "Üzüm nerede?" sorusuna Kanzi yine hayali nesneyi içeren kavanozu doğru işaret etti. Her seferinde doğru yanıt vermedi, ama yanıtları rastlantıyı aşan, güvenilir bir doğruluk düzeyi sergiledi.
Bulgu neden önemli?
Amalia Bastos, Kanzi'nin zihninde var olmayan bir nesneyi üretebilmesini ve aynı anda onun gerçek olmadığını bilmesini çalışmanın en çarpıcı yanı olarak tanımladı. Krupenye ise bulguyu Jane Goodall'ın 1960'larda şempanzelerin alet kullandığını keşfetmesine benzetti. Goodall'ın gözlemi "insan olmanın" tanımını değiştirmişti; alet kullanımı artık bize özgü sayılamıyordu. Kanzi'nin performansı da hayal gücü için benzer bir sorgulamayı başlatıyor.
Araştırmacılar, hayali nesneleri anlama yeteneğinin evrimsel kökeninin çok daha eskiye uzanabileceğini belirtiyor. Bu beceri, insanlar ile modern maymunların 6 ila 9 milyon yıl önce yaşamış ortak atasına kadar gidebilir. Böyle bir olasılık, hayal gücünü yakın zamanda ortaya çıkmış bir insan yeniliği değil, uzun bir evrimsel mirasın parçası olarak konumlandırıyor.
Çalışmanın açtığı başlıca değişimler şöyle özetlenebilir:
- Hayal gücünün yalnızca insana özgü olmadığına dair kontrollü kanıt sağlandı.
- Hayvanların zihinsel yaşamının "burada ve şimdi" ile sınırlı olmadığı gösterildi.
- Bilişsel esnekliğin primat evriminde derin kökleri olabileceği ortaya çıktı.
- Diğer türlerin iç dünyasını araştırmak için yeni deney yolları açıldı.
Sınırlar ve açık sorular
Bu tek bir bireyle yapılmış bir çalışma. Kanzi olağandışı bir bonobo; yıllarca insanlarla yakın etkileşimde bulunmuş, dil temelli iletişime alışkın bir denek. Dolayısıyla bulguların diğer bonobolara ve başka primat türlerine ne ölçüde genellenebileceği henüz belirsiz. Sonucun sağlam bir kural haline gelmesi için farklı bireyler ve türlerle tekrarlanması gerekiyor.
Sık Sorulan Sorular
Bu çalışma diğer bonobolarda da benzer sonuçlar verir mi?
Kanzi insanlarla uzun süre etkileşimde bulunmuş özel bir bonobo. Bu nedenle sonuçların genellenebilmesi için farklı bireylerle ve türlerle ek çalışmalar yapılması gerekiyor.

Hayvanlarda hayal gücünü test etmek neden zor?
Hayvanların düşüncelerini doğrudan gözlemlemek mümkün değil. Bu yüzden hayal gücünü ölçmek için gözlemlenebilir davranışa dayanan, gerçek ile hayaliyi ayırt ettiren yaratıcı deney tasarımları gerekir.
Bu bulgular hayvan hakları için ne anlama geliyor?
Hayvanların düşünülenden daha zengin bir iç dünyaya sahip olabileceğini destekliyor. Bu da onlara karşı etik sorumluluklarımızı ve muamele biçimimizi yeniden değerlendirmeyi gerektirebilir.
Kanzi'nin bardağı işaret etmesi küçük bir jest gibi görünse de, arkasında zihnin gerçek olmayan bir sahneyi kurup takip edebilmesi yatıyor. İnsanın kendine biçtiği bilişsel ayrıcalıkların çoğu, dikkatli deneyler kurulduğunda beklenenden daha yaygın çıkıyor. Alet kullanımından sonra hayal gücünün de bu listeye eklenmesi, zekâyı türden türe kesin çizgilerle ayıran anlayışın kademeli olarak yumuşadığını gösteriyor.
Kaynaklar ve doğrulama
Bilgileri uygulamadan önce güncel ayrıntıları aşağıdaki birincil veya alan otoritesi kaynaklardan kontrol edin.

Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!